mücazat

(A.)
[ تازﺎﺠﻡ ]
1. cezalandırma.
2. karşılık verme.

Osmanli Türkçesİ sözlüğü . 2015.

Look at other dictionaries:

  • mücazat — is., esk., Ar. mucāzāt İşlenen bir suçtan ötürü ceza verme Her şeyde mükâfatla mücazatı, tatlıyla acıyı muvazene ederdi. H. R. Gürpınar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • MÜCAZAT — Ceza. Suçlara karşı verilen karşılık. * Karşılık …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • EHAFF-İ MÜCÂZÂT — Cezâların en hafif olanı …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • EŞEDD-İ MÜCÂZÂT — En şiddetli ceza …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • Osmanische Verfassung — Titelblatt des Ḳānūn ı Esāsī mit abgebildetem Staatswappen (Tughra Abdülhamids II.), Istanbul 1876/1877[1] Die Osmanische Verfassung (osmanisch ‏قانون اساسی‎ …   Deutsch Wikipedia

  • BAD-EFRA(H) — f. Mücazât, ceza. * Bir çeşit fırıldak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • BELÂ — (c.: Belâyâ) Afet. Sıkıntı. Tasa, kaygı. Musibet. Mücazat. İmtihan. Dâhiye. * Yaramaz nesne. (Bak: Sadaka)(Ey insan! Mâdem canavar sûretinde bir hayvan, insanların hânesine misafir geldiği vakit berekete medar oluyor; öyle ise, mahlukatın en… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • CÜRMANE — f. Ceza, mücâzat …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • NİKMET — Şiddetli ceza. Hoş olmayan muamelelerle olan mücâzat …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • İRFAN — Bilmek, anlayış, tecrübe ve zekâdan ileri gelen zihnî kemal. * İkrar. * Mücazat. * Fık: Esrar ı İlâhiyeye, iman ve Kur an hakikatlarına vukufiyet. (İlim ile irfan ve ma rifet arasında fark vardır: İlim, vech i küllî ile, yani her vechesiyle… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.